Tarhana çorbasının adı nereden geliyor?

tourmag

İlginç araştırmaları ile dikkat çeken Cüneyt Yardımcı düzenli olarak yazdığı bloğunda Tarhana çorbasının hikayesini yazdı.

DAR HANE’DEN TARHANA’YA

Tarhana çorbası, çorbaların piri olduğu gibi aynı zamanda çok da keyifli bir hikâyeye sahiptir.

Kesin tarihi bilinmiyor, ancak, Yavuz Sultan Selim’in hükümranlık döneminde geçtiği rivayet edilen bir olay anlatacağım bu yazıda.

Yani tarhana çorbasının hikayesi için, 1512 ile 1520 arasında bir zaman diliminde, Edirne’nin dar gelirli mahallerinden birisindeyiz…

SULTANIN TARHANA ÇORBASI İLE TANIŞMASI

Aylardan Ramazan, iftara az bir süre kalmış. Osmanlı Sultanı, hiç de nadir olmadığı şekilde veziriyle birlikte tebdili kıyafet Edirne sokaklarında yürümektedir. Yürümektedir diyoruz da, esasen teftiş ve denetleme yapmakta, halkın arasına karışarak, tebaasının durumunu bizatihi incelemekte ve sorunları ilk ağızdan dinlemektedir.

Mahalle arasında dolaşmakta iken vakit girer ve iftar topu patlar…

İFTARA DAVET

O esnada, önünden geçmekte oldukları eski püskü ve ayakta dahi durmakta zorlanan bir evin kapısından yılların yorgunluğu bedenine sirayet etmiş, kamburundan iki büklüm kalmış, üzerindeki elbisesi yamalar içerisinde, oldukça yaşlı, ama nur yüzlü bir kadın seslenir: “Evlatlarım top patladı, gelin hadi. Karnınız açtır sizin, orucumuzu beraber açalım. Allah ne verdiyse hep birlikte paylaşalım…”

Sultan Yavuz ile veziri tebdil-i kıyafet halinde davete icabet eder, içeri girerler ve yer sofrasında bekleyen yaşlı amcanın buyur etmesi üzerine selam vererek hemen yanına otururlar.

Tarhana çorbası dar hane, ortada bir tahta sini, üzerinde buram buram tüten, tüttükçe iştah açan bir kâse çorba ve hepi topu birkaç somun ekmek vardır…

SULTAN VE VEZİRİ SOFRADA

Ancak, çorba o kadar lezzetlidir ki, o saray mutfağındaki baş aşçıların yaptığı birbirinden güzel yemekler bir yana, bu çorba diğer yana konulacak olsa, padişah ve vezirinin tercihi şüphesiz bu çorbadan yana olacaktır. Vezir o esnada bir anlık gafletle ağzından lafı kaçırır: “Hünkarım ben hayatımda bu kadar lezzetli bir çorba içmedim…”

Sofralarındaki misafirin Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim Han olduğunu anlayan yaşlı karı koca iki büklüm halde bir yandan şaşkınlık diğer yandan eziklik ve derin mahcubiyet içerisinde girerler söze dilleri döndüğünce: “Efendi Hazretleri, lütfen kusurumuza bakmayınız, sizleri çok daha iyi ağırlayabilmek isterdik. Lakin bizler yoksul ve dar gelirli insanlarız. Bizim bu dar hanemizde ancak bu çorba kaynar. Bu nedenle sizlere yalnızca “dar hane” çorbası ikram edebildik…”

Sultan Yavuz bu durumdan çok etkilenir. Akabinde mahalle halkına ciddi bir yiyecek yardımında bulunur ve rivayet olunur ki, dar hane çorbası, zaman içerisinde tarhana çorbasına evrilir dillerde…

Bu hikâyeyi Edirne ziyaretim esnasında öğrenmiştim; ne kadar doğrudur bilemiyoruz.

Ancak, araştırırsanız birçok yerde benzeri öykülemelere rastlayabilirsiniz. Dar hane çorbasının zaman içerisinde tarhana çorbasına dönüşüm hikayesi benim çok hoşuma gitti, hatta, etkileyici bulduğumu söyleyebilirim.

 

güvenilir casino siteleri yatırım şartsız bonus veren siteler